Oksitosin suni sancı amacıyla nasıl verilir

DOĞUMDA SUNİ SANCI NASIL VERİLİR?
Oksitosin ile doğum indüksiyonu:
Normal doğumda indüksiyon yani halk arasıdaki yaygın kullanılan ismi ile suni sancı için ülkemizde ve dünyada en çok kullanılan yöntem oksitosin yöntemidir. Oksitosin normalde de kadın vücudunda beyinde salgılanan bir hormondur ve rahim kasılmalarını sağlar. Suni sancı uygulanmayan doğumlarda da annenin rahim kasılmalarını ve doğumun ilerlemesini sağlayan hormon beyindeki hipofiz bölgesinden salgılanan oksitosin hormonudur.

Oksitosin suni sancı amacıyla nasıl verilir?
En yaygın kullanım şekli serum içerisine katılarak annenin kolundaki bir damar yolundan intravenöz infizyon şeklinde verilmesidir. Oksitosin verilirken serumun ilerleme hızı önemlidir, bu hız serum setinde bulunan küçük aparatlarla veya elektronik pompa aletleriyle ayarlanarak dakikada belli bir miktarda oksitosin gidecek şekilde uygulanır. Bazı durumlarda doğumun en başından itibaren uygulanırken bazı durumlarda doğumun herhangi bir aşamsında uygulanmaya başlayabilir. Her zaman doğumun sonuna kadar uygulama sürmeyebilir, bebek kalp atımındaki değişikliklere göre veya annenin rahim kasılmalarının fazla olduğu hallerde serum durdurulur.

Suni sancı ile doğum ağrıları daha fazla mı olur?
Bu her anne adayının ağrı algılama eşiğine göre değişebilen bir kavramdır. Bazı anne adayları suni sancı aldığı halde çok ağrı hissetmezken, bazı anneler suni sancı almadığı halde daha fazla ağrı hissedebilir veya tam tersi olabilir. Suni sancı ile verilen oksitosin ilacı annenin kendi vücudunda üretilen oksitosin hormonunun aynısıdır. Ağrısız doğum (epidural anestezi) uygulanmışsa suni sancı olsa da olmasa da anne doğum ağrılarını hissetmez.

Diğer doğum indüksiyonu yöntemleri:
Oksitosin dışında rahim kasılmalarını uyarmak ve rahim ağzının yumuşamasını, incelmesini, açılmasını sağlamak amacıyla nadiren kullanılan bazı yöntemler vardır. Bunlar:
– Amniyotomi: Bebeğin su kesesinin açılması. Doğumun hızlanması için yaygın olarak uygulanan bir yöntemdir.
– Membran stripping: Rahim ağzında zarların parmakla sıyrılması da yaygın kullanılan bir yöntemdir.
– Prostaglandin E1 (misoprostol) ve E2 (dinoproston): İlaçla uygulanan yöntemler arasında günümüzde oksitosinden sonra en sık uygulanan bunlardır. Ağızdan veya vajina içerisine koyularak uygulanırlar. Tablet, jel veya ovül formları mevcuttur.

Günümüzde hemen hemen hiç uygulanmayan yöntemler:
– Balon kateter
– Ekstraamniyotik salin infüzyonu
– Laminarya
– Sentetik ozmatik dilatörler
– Mifepristone (RU-486)
– Relaksin
– Nitrik oksit
– Meme başı uyarısı: Annein her iki meme başının elle dokunularak uyarılması beyinde posterior hipofiz bölgesinde oksitosin hormonu salgılanmasını sağlar, bu sayede rahim kasılmaları gerçekleşir. Günümüzde kullanılan bir yöntem değildir.

Suni sancıya başlamadan önce dikkat edilmesi gerekenler:
Doğum indüksiyonu her doğum için uygulanabilecek bir yöntem değildir. Annenin ve bebeğin çeşitli faktörler açısından doğum indüksiyonuna uygunluğu ve gereksinim varlığı açısından değerlendirilmesi gerekir. Bunlar:
– Fetal iyilik hali: NST, ultrasonografi, doppler, biyofizik profil gibi bebeğin iyilik halini ve kalp atışlarını değerlendiren yöntemler uygulanarak bebeğin durumunun suni sancı almaya uygun olup olmadığı değerlendirilir.
– Annenin daha önceden geçirdiği rahim ameliyatı gibi durumlar suni sancı almasına engel teşkil edebilir. Daha önce sezaryen geçirenlere suni sancı uygulanmaz.
– Annenin rahim kasılmaları yani kontraksiyonlar kardiyotokograf aletiyle karına başlanan problarla ölçülür ve annenin kendi kasılmaları, sancıları yeterli düzeyde ise ek olarak suni sancı uygulanmaz.
– Rahim ağzının yani serviksin durumu suni sancı uygulanması için uygun değilse suni sancıya başlanılmaz. Öncelikle rahim ağzını uygun hale getirmek için başka metodlar uygulanabilir. Bishop skoru 4 ve altında ise suni sancı sıklıkla başarısız olur.
– Gebelik haftası doğum için erkense ve bebeğin yeterince akciğer gelişimine vb. ulaşmadığı düşünülüyorsa suni sancı uygulanmaz. Ancak mutlaka doğum gerektirecek bazı hallerde uygulanabilir.

SEZARYEN NE ZAMAN YAPILIR

SEZARYEN KAÇINCI HAFTADA YAPILIR?

SEZARYEN NE ZAMAN YAPILIR?
İsteğe bağlı önceen planlı olarak yapılan sezaryen genellikle 39. haftada yapılır. Bilimsel derneklerin görüşleri 39. hafta dolmadan yapılmamasıdır. Hamilelik son adet tarihine ve ultrason güncellemelerine göre 39 hafta 0 gün olduğunda ve sonrasında yapılabilir. Daha önce yapılması bebek ile ilgili bazı riskleri arttırabilir, anne ile ilgili bir risk taşımaz.

Acil sezaryen:
Önceden planlanmayan acil sezaryen ameliyatları anne veya bebek hayatı ile ilgili acil durumlardan dolayı yapıldığı için hamileliğin her haftasında yapılabilmektedir. Genellikle 34. gebelik haftasından sonra yapılan sezaryen ameliyatlarında bebek ile ilgili bir problem yaşanmazken 34. haftadan önce yapılan ameliyatlarda bebeğin akciğer gelişiminin tam olmaması nedeniyle solunum sıkıntısı ve diğer problemler yaşanabilmektedir.

24. gebelik haftasından önce karın katmanları ve rahimin aynı sezaryende olduğu gibi kesilerek bebeğin çıkarılmasına histerotomi (hysterotomy) denir. Bu ameliyata sezaryen denilmemesinin nedeni bebeğe dair hiçbir yaşam beklentisi olmamasıdır. Histerotomi gebeliğin sonlandırılması için (küretaj gibi) yapılan bir cerrahi girişimdir. Histero-tomi kelime manası rahmin (uterus) organının kesilmesidir.

Sezaryen ne kadar (kaç saat) sürer?
Sezaryen ameliyatı süresi genellikle 30-60 dakika arasında değişir. Daha önce çok kere sezaryen ameliyatı geçirenlerde diğerlerine nazaran daha uzun sürer genellikle.

Sezaryen olan hasta kaç günde iyileşir?
Hasta genellikle bir haftada günlük işlerini yapabilecek ve rahat oturup, kalkacak, dolaşabilecek derecede iyileşir. Dikiş yerinin iyileşmesi ve tamamen kapanması da genellikle bir hafta kadar sürer.

Sezeyan sonrası ağrı

SEZARYEN DOĞUMUN ZARARLARI, RİSKLERİ

Sezeryan ameliyatının dezavantajları, sakıncaları:
Sezaryen ameliyatı bir karın ameliyatı olması, genel veya spinal anestezi gerektirmesi, bazen az veya çok kanama gibi komplikasyonlar yaşanması nedeniyle her ameliyat gibi bazı riskler taşır. Bu nedenle sadece gerekli durumlarda yapılması önerilir. Sezeryan ameliyatının anne ve bebek açısından taşıdığı riskler:
– Sezaryen ameliyatında çok nadiren görülse de en sık görülen komplikasyonlar enfeksiyon, kanama ve pelvik organ yani rahime yakın bulunan mesane, barsak gibi organların yaralanmalarıdır. Aezaryen ameliyatlarının %1-2’sinde aşırı kanama nedeniyle kan transfüzyonu gerekebilir. Çok nadiren aşırı kanama nedeniyle rahmin ameliyatla alınması bile gerekebilir. (bkz: doğum sonrası aşırı kanama)
– Sezaryen ameliyatı sonrasında bacak damarlarında pıhtı oluşması (derin ven trombozu, dvt) ve akciğerlere pıhtı atma riski normal doğuma göre fazladır.
– Sezaryenin bir dezavantajı doğumdan hemen sonra anne bebek etkileşimini geciktirmesi veya engellemesidir.
– Sezaryen sonrası anne normal doğuma göre çok daha geç iyileşir. Hastaneden daha geç taburcu olur. Günlük hayatına ve işine dönmesi daha uzun süre alır.
– Sezeyan sonrası ağrı normal doğuma göre çok daha fazla olur.
– Sezaryen amelyatı geçiren annenin sonraki doğumlarında plasentanın (bebeğin eşinin) rahim ağzına yerleşmesi veya rahim duvarına yapışması gibi (previa, dekolman, akreata) komplikasyonlar daha sık görülür.
– Sezaryen ameliyatı geçiren anne sonraki bebeklerini normal doğum ile doğurma şansını büyük oranda kaybeder.
– Sezaryen sonrasında bebekte solunum sıkıntısı olma riski daha fazladır. Normal doğumda bebek doğum kanalından geçerken uğradığı basınç sayesinde akciğerlerindeki su dışarı atılır ancak sezaryende bu gerçekleşmediği için solunum sıkıntısı meydana gelebilir. Elektif sezaryende bebekte yenidoğan geçici takipinesi (TTN) ve RDS gelişme riski 7 kat fazla bulunmuştur.
– Nadiren genel anesteziye veya spinal, epidural anesteziye bağlı komplikasyonlar oluşabilir.
– Sezaryen olan annenin doğumdan sonra herhangi bir komplikasyon nedeniyle tekrar hastaneye yatma riski normal doğum yapanlara göre daha fazladır.
– Sezaryen ile doğan bebeklerde meme emme başarısı daha düşüktür.
– Bazı araştırmalar sezeryan ile doğan çocuklarda astım hastalığına daha sık rastlandığını göstermiştir.
– Sezaryen olan annelerin karınlarında ameliyata bağlı oluşabilecek yapışıklıklar nedeniyle ileride infertilite (kısırlık) problemi yaşama riskleri daha yüksektir.